OKUMAYI ÖĞRENDİM ATATÜRK

Sınıfta en güzel yer
Senin köşen Atatürk.
Kalbimde en güzel yer
Senin yerin Atatürk.

İlk yazıyı öğrendim
Seni yazdım Atatürk.
Okumayı öğrendim
Sevindin mi Atatürk?


ÖĞRETMENİM

Küçücüktüm. Ürkek ürkek çıktım merdivenleri.
Bu sınıfın dediler. Girip oturdum.
Bu gelen öğretmenin dediler. Ayağa kalktım.
Yalnız taralı saçlarınıza, ütülü elbiselerinize değil,
En çok gözlerinize baktım.
Işığı sevgiyi gördüm çocuk aklımla,
Sanki bakışlarınızla yıkandım.
Ve kendi kendime dedim ki;
Büyüyünce ben de sen olacağım.
Başkaları sorunca hazırdı cevabım:
Öğretmen olacağım.
Büyüdüm. Tuttum sözümü öğretmenim.
Öğretmen oldum. Lakin sen olamadım.
Senin gibi öğretmen bulamadım.
Tanıdıkça dünyayı, insanları;
Pişman oldum büyüdüğüme.
Hayallerim alt üst oldu.
Çözüm bulamıyorum bu kördüğüme.
Diyorum ki;
Hala öyleyseniz ve hala öyle güzel rol yapabiliyorsanız
Yine geleyim size.
Yine dünya çok güzel, insanlar çok iyi deyin.
Fakat inandırın beni kendinize,
Ellerimden değil, aklımın ucundan tutun.
Hakkın ve hakikatin bilgisine götürün.
Ama yetmez:
Girin kalbimdeki o eski yerinize
İlacım sizde
Muhtacım size öğretmenim…



ÖĞRETMENE MEKTUP

Yılın değil, yılların öğretmenisin sen.
Seni yılda bir gün ve bir kere değil, ömür boyu anacak ve arayacağım.
Özel günler ise bir ok gibi saplanacak yüreğime…
Çünkü belirli günlerde sizi anmayı sevmiyorum öğretmenim…
Sana randevuyla gelmek, takvime ve saate bakarak sana yanaşmak, gücüme gidiyor.
Sen bir mabetsin.
Kapın, dilediğim gün ve saat hep açık kalsın…
Gece gündüz demeden saçlarımı daima okşamalısın…
Öğretmenim! İyiyi, kötüyü, doğruyu, yanlışı bana sen göstermelisin
Okumalısın, okutmalısın…
Kulağıma fısıldamalısın.
İnkılapçılığı, laikliği, milliyetçiliği bana bir daha anlatmalısın.
Bir daha, bir daha öğretmenim…
Sana ihtiyacım var.
Gençliğini yaşamadan, hatta kendi çocuklarına ve eşine dahi vakit ayırmadan
Verdiğin o yüce hizmetin, herhalde madde olarak karşılığı yok…
Ve sen bunu bildiğin için, zerrece küsmüyorsun değil mi?
Ne kadar onurlusun ve gururlusun…
Ve ne kadar ketumsun…
Bunun böyle olması gerektiğini bile, sen bize Hayat Bilgisi derslerinde öğretmedin.
En üzüntülü günlerinde bile bize şarkılar söylettin:
“Kurumuş dallar, sarı yapraklar”
Ah… Peki sana bunları kim öğretti öğretmenim?
Senin de bir öğretmenin var mıydı, doğru söyle.
Anlat öğretmenim. Mustafa Kemal’i bir daha anlat…
Hani adı Mustafa’ymış da öğretmeni ona Kemal’i eklemiş ya bir daha anlat şunu…
Demek ki Mustafa Kemal’in de bir öğretmeni varmış…
Hatırlıyor musun öğretmenim?
Siz bize 24 Kasım için bir ödev vermiştiniz.
Kompozisyon…
Ve demiştiniz ki;
-Yazın bakalım… Konu 24 Kasım Öğretmenler Günü’nden ne anlıyorsunuz?
Size itiraf ediyorum öğretmenim. Ben ödevimi yapmadım… Yapamadım.
Şimdi siz bize tekrar ödev veriyorsunuz,
Öğretmenlerle ilgili duygularınızı anlatın diyorsunuz…
????: Eğitim Yuvası .::Eğitim Üzerine Her Şey::. [ Değerli misafirimiz indirme linkleri sadece üyeler görebilir. Üye olmak için TIKLAYINIZ ]
Kaç sayfa olsun öğretmenim? Kaç cilt? Kaç kitap?
Tükenmez kalemle mi yoksa altın harflerle mi?
Yapma öğretmenim yapma…
Seni sayfalara nasıl sığdırabilirim!
Yapma öğretmenim!
Ağlarım, ağlarım, ağlarım…



OKUMA BAYRAMI

Annem sabah uyandırdı
Hani bugün bayram vardı?

Bir sevinçle koşuverdim,
Koca yolu aşıverdim.

Hazır sınıf, hazır masa,
Okumayan etsin tasa.

Kitap nedir bilemezdim,
Daha önce sevemezdim.

Okumayı bilmeyince,
Sanki günler birer gece.

Bugün bizim bayramımız,
Okuyoruz, yazıyoruz.

Ne güzelmiş okuması,
Her kitapla eş olması.

Çalışarak öğreniriz,
Her güçlüğü yeneriz biz.



ARMUT

Armut dalda bir iki,
Tek tek saydım on iki.
Hay Mahmut, Mahmut,
Bal gibi tatlı armut.
Armudu taşlayalım,
Cümbüşe başlayalım.

AYVA

Sarı sarı sarkar,
Düşerim diye korkar.
Ne bakla, ne baklava;
Ayvadır canım ayva.
Hopla haydi hopla,
Daldan ayva topla.

CEVİZ

İki dokuz, bir on sekiz,
Say bak pek çok ceviz.
Düşü kütük, içi katık,
Gece gündüz taşıdık.
Vereyim de bir tabak,
Ne tatlıdır ye bak.

ÇİLEK

Alçacık dalı var,
Dalında balı var.
Al çilek, bal çilek,
Yemesem üzülecek.
Vitamini boldur.
Tabağını doldur.

ELMA

Elma dalını eğmiş,
Eğmiş te yer değmiş.
Dilim dilim soyarım,
Bir tabağa koyarım.
Elma yiyen allanır,
Ağzı dili ballanır.

İNCİR

Dal ucunda torbacık,
İçi dolu helvacık.
Yemesi ballı incir al,
Ağzına bal akar bal.
Yaş incir, kuru incir,
Tadını yiyen bilir.

KARPUZ

Dışı yeşil, içi kırmızı,
Meyvelerin yıldızı.
Dilimledim ince ince,
Yiyelim oyundan önce.
Şeker karpuz kan mı kan,
Yemeyen çıksın oyundan.

KESTANE

Kara kara kayacık,
İçi dolu mayacık.
Pazarda getirdim,
Kor ateşte pişirdim.
Kebap oldu kestane,
At ağzına bir tane.

KİRAZ

Alçacık tepesi var,
Kırmızı küpesi var.
Dal ucunda al kiraz,
Ağzımızda bal kiraz.
Sepet sepet getirdim,
Herkeslere yedirdim.

NAR

Masal masal matlamış,
Narlar dalda çatlamış.
Çarşıdan aldım bir tane,
Eve geldim bin tane.
İçi mercan dolu nar,
Yemesem bana kızar.

PORTAKAL

Sarıdır, zerdali değil,
Suludur, şeftali değil.
Dal ucunda portakal,
Yerden alma, daldan al.
Portakal dilim dilim,
Yiyelim de yiyelim.

FINDIK

Tombul tombulcuk,
İçi katık, dışı kabuk.
Kilitli sandık açılsın,
Fındıklar saçılsın.
Hem besler, hem ısıtır,
Yiyelim çıtır çıtır.

ŞEFTALİ

Al yanak, tombul yanak,
Dal ucunda bir yumak.
Tadı şeker şeftalicik,
Ne olur ye bir tanecik.
İçi sulu , dışı tüylüdür,
Meyvelerin gülüdür.

ÜZÜM

Eğri büğrü dalı var,
Şeker şerbet balı var.
Süzüm süzüm süzülüyor,
Ben yemesem üzülüyor.
Yüzü gözü altın üzüm,
Sevilmez mi iki gözüm.



ARI

Dağdan gelir hop hop,
Ayağında altın top.
Vızır vızır vızıldar,
Petek petek bal yapar.
Arıcık toplar getirir,
Kendi yemez yedirir.

AT

Akşam ver yemini,
Sabah gever gemini.
Hizmet için can atar,
Tozu dumana katar.
Kır atıma binerim,
Dere tepe giderim.

AYI

Dağda, ormanda gezer;
Armudu, balı sezer.
Et bulur, ot bulur;
Yutar hapır hupur.
Bizim ton ton ayıcık,
Yemez abur cubur.

BALIK

Kandı var, uçamaz;
Karada da kaçamaz.
Oynamaya can atar,
Suda çalım satar.
Ah balık, vah balık,
Kimi zaman da alık.

DEVE

Ağır gider, yol alır;
Yükü üstüne bol alır.
Deve sırtında hörgüç,
Tembele iş güç mü güç.
Devler devidir deve,
Kolayca girmez eve.

EŞEK

Deh deh dehlerim,
Su başında eğlerim.
Hem şimşek hem döşek,
Pek akıllı bizim eşek.
Dokuz deveye yeter,
Gece gündüz gider.

FİL

Efendim de efendim,
Fındık fıstık vereyim.
Diller döktüm diller,
Kafese girmez filler.
İşte böyle çocuklar,
Deveden büyük fil var.

HOROZ

Mesel mesel metten,
Top sakalı etten.
Bizim çil horozcuk,
Çocuk mu çocuk.
Her sabah çınlar sesi,
Uyandırır herkesi.

KOYUN

Ot yemiş, etlenmiş,
Su içmiş, sütlenmiş.
Duvara bağlı koyun,
Eti, sütü yağlı koyun.
Kınalı koyun gitti,
Bizim oyun bitti.

KEDİ

Üşüdü, dondu soğuktan,
Fare tuttu kovuktan.
Bizim mırnav kedi,
Serilip yatar şimdi.
Horul horul uyur,
Mırıl mırıl konuşur.

KELEBEK

Kanadı var, kuş değil;
Boynuzu var koç değil.
Pır dereye, pır tepeye;
Kelebek çıktı sahneye.
Ah ne süslü kelebek,
Üstü mavi al benek.

LEYLEK

Leylek leylek lekirdek,
İki dirhem bir çekirdek.
Lak lak eder kuş dilince,
Göçüp gider güz gelince.
Yedi iklim dört bucak,
Gezip tozar şen şakrak.

ÖRDEK

Der tepe sekerek,
Vak vak gelir ördek.
Suya gider ıslanmaz,
Islansa da uslanmaz.
Bizim vak vak ördek,
Yüzer yelken kürek.

TAVŞAN

Uçan kuşla yarışır,
Bazen aklı karışır.
Dağdan taştan iner,
Çalı dibine siner.
Bizim minik tavşan,
Yaman mı yaman.